Sana bu mektubu uzaklardan yazıyorum…

Adresini çoktan unuttum..
Bir şiirin şişesine kalbimi koyup sulara bırakıyorum…

Ah benim eski türküm…
Ah benim hazin öyküm...
Yanlışım..
Yenilışım..

Ne yaptıysam seni mutlu edemedim...
Oysa bir kemanım vardı…
Birde sen…

Acımadın ezdin beni,..
üzdün...
Hiç anlamadın!!
Yavrusuna yanan bir anne gibi içime gömdüm depremlerimi
Ceketimi alıp gittim
Derin derin iç çekişim bu yüzden

İnadına suskundum oysa…
İnadına vurgun...
Geç uslandım…
Sen göremedin ama…
Altı mosmor gözlerimle ıslandım…

En çok...
En çok istavriti severdin
Sıkıp limonu maydanoza
Şaraba vururdun hani

Eski bir kasette bizim şarkımız alıp götürürdü seni
Salaş meyhanelerde ve kumsallardaki ayak izlerinde
Kırılan hayallerim,
Ümitlerim

Ve seni bekleyişlerim her yağmur akşamında…

Daha bir mutluyduk o günler...
Herşeye rağmen

özgürdük...
Kitap alacak paramız olmasada
Ucuz tütün içsekte
Pahalıydı düşlerimiz…

Ne kadar çok isterdim şimdi bu şarkımı duymanı
Kanayan bir gül misali
Saçlarına taktığım
Suskun çığlıklarıyla inleyen şu kemani
Ki her notası ödeşmenin ve hayatla yüzleşmenin katranı

Hey gidi günler hey...
Az mı şiir yazdık ders kitaplarına
Otobüse biletsiz mi binmedik

Şimdi bir hastahane akşamının yorgun penceresin de
Maziye dalıp dalıp gitmelerimsin artık

Ne kemanım var yanımda
Ne de sen varsın...

Mevsimlerden hüzün
Aylardan pişmanlık ve karanlık...

Sen ki bu mektubu saklayacaksın...
Öpüp öpüp koklayacaksın belki...
Ve artık gelmeyeceğimi bile bile bekleyeceksin…

Ah benim eski türküm...
Ah benim hazin öyküm...
Yanlışım...
Yanılışım…

Seni hiç üzer miyim...
Ben bu mektubu defalarca yazmış,..
Defalarca yakmışım..!

                                        "fatih kısaparmak"